Orkidemce ,Seslisohpet,sesli muhabbet,sesli chat

Orkidemce,Seslichat,Seslisohpet,sesli muhabbet Sesli Chat
 
TakvimGaleriAnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İŞTE AŞK BUDURR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:09 pm

SEN BUNU BİLMEYECEKSİN
Mektubuma, edebiyatın son derece kalıplaşmış kelimeleri olan nasılsın iyi misin? gibi klasikleşmiş sözcüklerle değil de; seni sevdiğimi seni çok çok özlediğimi söyleyerek başlamak istiyorum.
Bir insanın yaşayacağı en zor duyguları yaşıyorum belki de...
Sana karşı duymuş olduğum özlem, uzun zamandır rüyalarımı süsleyecek kadar güzel olmasına rağmen en büyük eksikliği içime yediremedim. Bazen düşünüyorum da; her şey eskisi gibi olur mu diye? Ama bazen de bunun çok zor olabileceği düşünüyorum.Çaresiz, çok rahatsız bir hastanın beklediği küçücük bir ümit vardır ya, benim ümidimde belki o kadar ama bu ümit benim yüzümde en azından bir tebessüm bırakabiliyor. Aklıma her geldiğinde özellikle geceler.Sabaha kadar düşünüyorum.Her şey nasıl olmalıydı diye kendi kendime.En azından böyle olmamalıydı bence.
Aslında sen de haklıydın. Sonsuz bir türlü sabah olmayan gecelerde sana hak verdi zaten. Ne yapacağımı bilmediğim, yapa-yalnız geçirdiğim, bir türlü kimseye açılıp söyleyemediğim çaresizlik içinde akan bu göz yaşlarım senin içindi.
Seninle ilk tanıştığım günler, seninle sohbet etmek için can atardım. Her an aklımdaydın. Tek düşündüğüm kişi sendin. İçimde bir korku olmasına rağmen. Bu da ayrılıktı. Okulda evde dışar da aklım hep sendeydi. Bu da bana mutluluk veriyordu ne yapabilirdim ki. Hala bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen sana ait hiç bir şeyi unutmadım. Unutamadım. Hatırlar mısın? Bir kez sen de bana unut diye akıl vermiştin. Unutmanın bu kadar zor olabileceğini öğrendim. Unutmak kelimesini o kadar çok özlemişim ki keşke unutabilsem o kadar çok denedim ki. Seni hatırlatacak bir şey karşıma çıkıyor yine. Yalnız kaldığım zaman bir tek şey düşünüyorum. Ne olabilir ki... Bu duygunun nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemezsin.
Belki de ilk defa böyle duygular içindeyim. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Hayatımda ilk defa bu kadar derin duygular içinden hareket ederek birisine açılıyorum. Bunun zor yanı da duygularımı paylaştığım kişinin sevdiğim kişi olması.Belki de en zor dakikalarımı yaşıyorum şu anda. Şimdiye kadar duygularımdan kimseye bahsetmemiştim çünki...
Serin bir gecede, Yaşarın romantik şarkılarının eşliğinde şu yazıyı yazmak o kadar çok zor geliyor ki. Hiç göz yaşların benimkilerle yaşadı mı? Benim göz yaşlarım hiç yalnız kalmadı biliyor musun? Hep göz yaşlarıma eşlik ederdim. Hiçte soramazdım göz yaşlarıma neden ağlıyorsunuz diye? Korkardım... İçimde sakladığım bir tek dileğimde mutluluğundu. Göz yaşlarımın ardından hep mutlu olmanı dilerdim yıldızlardan.
Zaman öyle acımasız ki, beni dinleyen birini bulmuş iken yine çabuk olmamı istiyor. Zaman... Hep acımasızdı zaten...
Son cümlelerimi yazarken benim için çok kutsal olan aşkım kelimesini o kadar çok söylemeyi istedim ki... Bunu anlata bilmek mümkün değil. Benim yazacaklarımın hepsi bu kadar. Umarım ki mutlusundur ve her şey gönlünce olur. Kendine iyi bak...


ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:10 pm

NAZLI SEVGİLİME


Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor. Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor. Beklenmedik bir zamanda, umulmadık bir yerde ansızın karşıma çıkıyorsun, gözlerimiz karşılaşınca yüzünü çeviriyorsun. Benim yanaklarım alev alev..senin dudakların nar çiçeği.. bir rüzgar esiyor aramızdan görmezden geliyorsun. En yaşanacak zamanda saatler boşa akıyor, çileler sarıyorsun. Sevgilim, benim nazlı sevgilim.. Neden bu cefa ? Neden susuyorsun? Aramızda niçin bu kadar insan, neden bu kadar engel koyuyorsun ? Sevgilim her şey bahane.. bütün söylediklerin.. Kelebek kanadı kadar ince, yağmur damlası kadar temiz bir aşk bu.. Korkmana, kaçmana gerek yok. Sevgilim, biliyorum sen de seviyorsun beni, itiraf etmiyorsun.

ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:11 pm

SEVGİLİME ÖZÜR

Sevgilim sana nasıl söyleyeceğim, nasıl yazacağım.. Kelimelerim yetersiz, kalemim tutuk. Sana öyle hasretim ki bütün sözler ifadesiz. Senden önce yaşamamışım, senden önce ben ben değilmişim.Sen gittiğinden beri yine kendimde değilim. Seninle yaşadıklarım yetmiyor, anılar kalbimin acısını dindirmiyor.Ayrılık kapıyı çaldı, seni benden aldı.. artık içeri hiç kimse giremiyor. Sevemiyorum kimseyi, gözlerim senden başkasını görmüyor. Ellerim senden başkasına gitmiyor. Dudaklarım senden başkasını öpmüyor. Geceleri bir yorgan gibi çekip üstüme, karanlığı örtüyorum. Uzak yıldızların ışığı bile bu karanlığı delip geçmiyor. Yıldız yok, ay yok, bulut yok.. umut yok sevgilim. Umutsuz yaşanmıyor. Sokağa çıksam attığım adımlar boşlukta geziniyor, yağmurlar yağsa damlalar bana seni söylüyor. Çiçeklerin boynu bükük, güneş bitmiş. Dünya benden hesap soruyor. Bu ceza çok ağır sevgilim, bana reva gördüğün bu ceza çekilir gibi değil. Yüreğim sökülüyor. Hatamı biliyorum, yanlışın farkındayım. Senden özür dileyecek yüzüm yok. İstersen kapının eşiğinde küçük bir taş olayım itip kaktığın, yeter ki uzaklara fırlatıp atma beni. Pencerende bir kuş olayım, elinin tersiyle uçurma beni. İnce parmaklarında solgun bir çiçek olayım, buruşturup kırma beni.. Susup gittin, çekip gittin. Bir namlunun ucuna kurşunu sürüp gittin. .Ama öyle kaskatı öyle ağır ki ruhum, can damarım kesilse bir damla kanım akmaz. Gözlerim ufka dikili, bir küçük kızıl ışık bekliyorum senden..Bir aydınlık teli.. Bir umut.. affeder misin beni?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:12 pm

Platonik aşk üzerine.........
ZERO..




Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni. Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de.. Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun.. içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor. Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor. Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun. Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara, her gün bindiğin otobüse bakıyorum. Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum. Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum. Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var? Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin? Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın? Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın? Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim, ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim. Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum. Onca kalabalığın içinde, karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim. Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın. Sen ordasın. Sen gelmişsin. Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım. Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm.


ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:13 pm

Ayrılık üzerine .................



ZERO



Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana..



ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:14 pm

Kıskançlık üzerine.............

ZERO

Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor .. binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde.. senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor. Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor.Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum.. bütün renkler yenileniyor. Bir masanın başında oturuyorsun, elinde çay bardağı… Diyelim ki çay içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor. Çay daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor. Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor. Ah sevgilim.. yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel insan.. seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil.. Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller. Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar. Bunun adı kıskançlıksa evet.. Seni kıskanıyorum.. Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli.. İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum. Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle seni görmüyorlar.

ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:19 pm

AyrılıK üzerine ................2


ZERO

Yıllardır beyaz sayfaların içine dertler dinleten
Kalemim yine kızgın.
Al da oku dedi ellerim şiirimi,
Neden? Eleştirilsel,düşünsel o gece,amaç değerlendirme
Aman ne okuma ne bakış bu sevdiğim.
Diyorsun ki
Ben çantamda birkaç kuruşla dolaşırken
Sen kalkmış hiç evi düşünmeden şiirlerinle yaşıyorsun
Gelip gidiyorsun bir otel gibi
Hiç ilgilenmiyorsun evinle varsa yoksa şiirlerin
Ayrıca
Neden ben yokum şiirlerin içinde?
Hani Sevilerim,Dudaklarım,hasretim.
Sanki şiirlerin içinde alaca karanlığın,aydınlığını
Ve kendini öldürür gibiydin sevdiğim.
Hep söylendin sabaha kadar,sanki ilham perilerimi gaza getirircesine.
Al sana öylese
Ah bir bile bilsen yüreğimdeki sana olan sevgiyi,saygıyı
Ve benim içimdeki yorgun çoçuğun işinde orada,burada
Canını dişine takarak koşuşup beklediği maaşını
Amaç ne?
Senle yaşamak
Ne için? çoçuğumuz ve sen
Kazanç kime
Sana,çoçuğuma ve bana
Ya sonra sen,bana
İbret verici eleştiriler mor bir bakış,neden sevdiğim.?
Olsun bu yürek dayanır senin söylediklerine
Şu yirmi birinci yüzyılda
sana söylediğim geçersiz acı sözlere
senin yüreğin nasıl dayandıysa bana.
Belki kendince haklısın
On sekiz senelik yaşamın şeklini çiziyorsun
Boşluktaki tualin üstüne
Nede olsa sende güzel yaşamak istiyorsun
Her dakikana şükreden yapınla
Mısralar çok uzun olacak sevdiğim
Belki anlatımlarım bir tırtılın yeşil yaprakları
Kemirip karnını doyurması gibi olacak
Yada
Gündüzün,karanlığa
Hafif rüzgarın,kasırgaya
Yağmurun,doluya
Yaşamın,ölüme
Beyaz sayfaların,kara sayfalar
Bunalımsızlığın,bunalıma
Ölümün,ölümsüzlüğe
Dönüşe bileciğini anlayacaksın,benle birlikte
Ve sonra sen yüreğimde sevilerimde
,kurşun geçirmez bir sevgi
Zırhıyla kaplı olduğunu anlıyacaksın?
seni dünyada olmayan zümrütlerle süsleyip,sevdiğimi bileceksin
Bilmezmisin senin ellerini tutmak için neler çektiğimi
Kekeliyiyerek ne kadar zorda olsa anlatmıştım sevgimi
Ne demiştin? evet,biliyorum beni sevdiğini
Kahrolasıca parasızlık büküyordu belimi biliyorsun
Dünya evine girmek kolaymı?
Gece olmasını istemezdim,parasızlık yüzleşirim diye
Mutsuz ve ziyan olmanı istemezdim.
Bu yüzden
Bir çift kuşun babil vaktinde
Yuva kuruşu benim için emek ve sevdanın
Soylu umutlarında yaşardı.
Soylu umutlarda düş ve hüzün olmamalıydı
Geceler hergün geldikçe.
Bir karınca misali yürüdük senelerce
Ne için amaç evlemek birbirimizle
Biz beklerken kaç minik kuş dünyaya geldi kimbilir
Kaç atmaca boğazladı yerdeki tavşanı kendine göre avını.
Kara günlerdi
Emekle,aşkı bir arada götürmek
Kim anlardı ki halimden
Çalıştığım işyerinde hepsi aynı gaylede amaç para
Olmayınca para içemiyorsun ki çayı zemheri soğukta,eller cepte iken
Yirmi birinci yüzyılda
Olsun yüreğim bunda dayanır
Senin yüreğin bunlara dayandığı gibi.
Kuru ve acımazsız sözler senden,benden uzak kalsın
En güzel umutları toplayalım Yaşadıklarımızla
bir demircinin örsüne vurduğu çekiç gibi.
kötü sözleri vurdukça sen,bana,ben,sana.
Şiirlerim benim sevgilimdir biliyorsun sen gibi
Onu yaralayana karşı
Bir kaplan bir şahin olurum
Söylenmemiş,söylenmeyecek
Boz bulanık türküler,şarkılarla inerim sözlerine.
sevdiğim
Usumda olanca kuşları uçurdum olanca hızıyla
Cumayı cumartesine bağlayan gecede haberin olmadan
Gökyüzü genişlesin diye
Senin mısralarımda,sevilerimde,dudaklarımda
Olduğunu,yeryüzünde olmayan zümrütler ile süsleyip
Kurşun geçirmez zırhla kaplı yüreğimin en güzel yerinde
Olduğunu anlaya bilmen için bir gün.
Duvardaki saat bağırıyor yeter diye
Kaleminde kan damlamak üzere.
Neden mısralarında,sevilerinde yokum sözüne
İlham perimi kızdırdın,işte
Yazılmak istenmeyen bir şiirin hızına girmiş ha bire yazmakta
senin için
Ne yapmalıyım?
Hanği sevincimi hanği güzel günü,hanği tatlı konuşmaları
Hanği tatlı dakikaları anlatmam lazım.
İlham perim bile bu söylediğin söze
Bir ipek böceği gibi sessiz kalmakta,kalıyorda
O deniz kenarındaki koca kayanın duvarına yaslanıpta
Sevda sözlerimdemi seni inandırmadı halen olduğu gibi
Ya denizin dalgaları ya iki üç martının bize baktığı zaman
Sözlerimi duymadılarmı zannediyorsun
Ya o kayanın sırtına yaslanmışken seni öptüğüm an
Onlar şahit değillermi? dudaklarımız
Bak sevdiğim yüreğin bu mısralara dayanırmı,dayanmazmı
Onu bilemem ama bu mısralar
Senin içindir
Bu mısralarımda saçında kızıl çiçekler açmış,bir delikanlının
Yüreğinin temiz sayfalarıdır.
Bu sayfalarda kendinden ve herşeyden kaçış değildir
Bir başkalık vardır şiirimin içinde.
Yaşamın en güzel yanını alır yanına
Ve bizim yaşamımızı
Gel
Bir ayna içinde
Bir sen
Bir çoçuğumuz
Deli dolu olan
Elinde eski bir rüzgar çıkını ile dolaşan
Bir ben ile
Demiyelim bu gidiş bu kadın,bu erkek
Bana göre değil ayna içinde
En iyisi yine birbirimizi sevmek
Yüreğimizin en iyi yerinde
Yüreğimiz zırhla kaplanmıştır zırhı kırmayalım,kırılmak
Herşey kırılır kendince
Dal,cam,kristal,şişe,çelik,bakır,yürek
Bir kırılırsak kristal gibi dağılırız
Her bir parçamız bir dağda kalır
Hayır kırmıyacağız biliyorum
Ben sana nasıl sıcacık bir gün ile güneşimle geldimse
Sende bana güneşinle geldin
Sevgimizde iki yana savrulurdu çiçekler
Kavak ağaçlarının yaprakları titrerdi
Denizin balıkları,dalgaları selama dururlardı.
Gel kırmayalım
Hem yeniyi,hem eskiyi,aşk üstüne,ölüm üstüne,
Ayrılığa karşı olan yaşayan hayatımızı
Geceleri ölümü düşünmeyelim sıkıntılar içinde
Ölümün gerdanından su içmeyelim
Kalblerimizi hüznün odasına kapatmayalım
Hüznü dışımıza kilitleyelim
Birimizin şu anda olan sevilerimizden
Daha derin sevileri kuçaklıyalım
Ayrılık öyküsünü
Gömelim sulara bizsizlik nehirlerine girmeyelim
Birbirimizin aşkı için aşkımızı ölümsüzlük ipeğine saralım
Uzatalım ellerimizi duygularımızın en güzel eksenine
Hadi gel öpelim birbirimizi gerçek sevgi,aşk ile.


ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:26 pm

Dünyanın En Garip Aşk Mektubu,



[Aşağıdaki satırların büyük bir çoğunluğu Türkiye'den çok uzakta bir evin bodrumunda, ekseriyetle gece yarılarında yazıldı. Birazdan okuyacaklarınızı sadece tek bir okur için kaleme alınmış bir "kısa-roman" olarak tanımlamak mümkün, muhtemel diğer pek çok tanımla birlikte.. Ne ki kazan-çömlek patladıktan, pandoranın kutusu bir kez açıldıktan sonra geriye dönüş olmaz, bu yüzden sizi de olup bitene ortak etmekte artık bir sakınca görmüyorum. Sözü edilecek olan aşağı-yukarı dört yıllık bir serüvendir. Bu dört yılda bütün bu yazılanların aslî okuruyla toplamda dört dakika kadar konuşabilme yüceliğine ermiş biri olarak peşinen belirtmeliyim ki, okuyacaklarınız zamanınızı çalmaktan başka bir işe yaramayacaktır.



Sevgili okur, bıyığın varsa altından güldüğüne eminim. Gelgelelim fena halde yanılıyorsun, zannettiğin gibi ortada "senede bir dakika" durumu falan yoktur, bu "bereket dolu" görüşmelerin ilk üç dakikası birinci senede, kalan bir dakikası da dördüncü senede gerçekleşti. Tarihin ve matematiğin kırılgan hafızalarının haini olmak istemem.

Peki sonunda ne mi oldu? Fazla merak iyi değildir sevgili okur.............







Yazdığım şeyin esiriyim. Kelimeleri sanki şafak bekler gibi, zorlukla, sıkıntıyla devşiriyorum, fakat gün yüzü görür-görmez üzerimde esip gürlemekte gecikmiyor, zayıflığımı kuvvetleri yapıp beni kendilerine muhtaç ediveriyorlar. Yazarak bir parçamızı yazdığımız şeye emanet ediyoruz; bu da bize, bizimle hesap görmek isteyenlere, ya da kendisiyle hesaplaşmak istediklerimize yazdıklarımızı işaret ederek işimizi –sözde- kolaylaştırma fırsatı veriyor. İşimiz gerçekten kolaylaşıyor mu peki? Yazılan şey, anlatanla dinleyenin üzerinde buluşacakları bir zemin haline gelebiliyorsa belki, ancak diğer türlü işleri daha da muğlaklaştırdığı, mevcut anlaşmazlığın arasını biraz daha doldurduğuyla kalıyor. Anlaşılacak olan şeye sadece anlatan mı karar veriyor? Kesinlikle hayır. Söz söyleme durumunda olan kişi bir laf ediyor, dinleyen de bir ‘şey’ anlıyor. Sarf edilen lafla anlaşılan şeyin ne kadarı birbirini örtüyor, birbiriyle örtüşüyorsa işte orada anlam doğuyor. Buradan bakınca ‘yazmak’ denen şeyin tek kişilik bir çaba olamayacağını fark ediyorsun. Zihinlerimizde bir biçimde mevzi kazanmış ‘yazan insan’ tipine bir de bu taze bilgiyle bakmalı: Dünyasının kepenklerini indirmiş, solgun basma perdeleri sımsıkı kapalı odasında ayaklarını soğuk suya salmış, ağzının bir kenarında söndü-sönecek bir sigarayla gergin bir ifade sahibi, çay ya da kahveyle beslenen, önüne çektiği daktiloyla sabaha kadar çarpışan, ve gecenin hitamında yine ‘vuruşarak çekilen’ yalnız bir adam.. Tavanlara kadar kitap dolu bir oda, darmadağın bir masa, ve bu masanın başında önünde birtakım notlar, müsveddeler olduğu halde objektifin belli-belirsiz bir noktasına hafif yılışık, iltifat bekler bir bakış atan, saçları karışık, muzdarip görünme hevesinde bir baş.. Yazan kişi imgelerinin ortak yanı, yalnızlık. İyi de nasıl? Bir marangoz, bir terzi, bir rençper için bu mümkün de, ‘anlam’a muhtaç yazar için bu nasıl kabul edilebilir?

Bir film izlemiştim. Neredeyse gerçek zamandan daha yavaş akan filmden bir sahne her nasılsa zihnimde kalmış. Kadın, çay fincanını üzerinde durduğu sehpadan kaldırıyor, ve kendisi de fincanla birlikte kayboluyor. Bir süredir orada duran fincan, sehpanın üzerindeki cam tablada buğulu bir iz bırakmış. Kadının ve fincanın kaybolmasından bir süre sonra kamera yavaşça tabladaki ize yaklaşıyor. Bu yaklaşmayla fincanın bıraktığı iz perdede büyüyor, bir yandan da inceliyor, silikleşiyor. Yekpare bir küp şekerin çayın içinde dağılıp erimesi gibi, iz de saniyeler içinde soluyor, siliniyor, adeta zamanın içinde eriyor. Bu esnada ‘yokluğun sesi’ diyebileceğin bir de ses duyuyorsun; ufacık bir izin silinişi gittikçe artan taciz edici bir uğultuyla kafana kazınıyor. Karıncaların koynuna mikrofon takar gibi, izin yok olurken çıkardığı (ya da çıkarması muhtemel) sesi seyircinin dikkatini tümüyle buna yöneltecek kadar gürültülü hale getiriyor yönetmen. Bu sahneyi izledikten sonra zihnimde iki şeyin uyandığını hatırlıyorum: Yokluk ve kayıp hissi.. Beyaz bir kağıdın üzerinde kıvrılarak raks eden kalemin hışırtıları, ya da onu biteviye tartaklayan daktilodan gelen ‘tak tak’lar, bir matbaada işleyen rotatiflerin gürültüsü, esasen iz kaybolurken duyulan uğultudan pek farklı değil. Üstelik ölürken ses veren ‘iz’in aksine, daha bir şeyler doğarken feryat ediyorlar. Çünkü kelimeler zihinde kıvıl kıvıl yüzen dağınık, canlı birer fikir kıvılcımı iken kağıdın üzerinde belirli bir tertiple hareketsiz bir şekil alıyor, cansızlaşıyor, bu yüzden de daha doğarken –bir anlamda- ölüyorlar. Bu durumda yazara düşen rol nedir? Katillik! ‘Anlam’a muhtaç olduğu için zihninden canlı canlı aldığı muhayyile çocuklarını teşrih masası gibi kullandığı kağıdın üzerinde neşteriyle (kalem) donuklaştıran, cansızlaştıran insandır yazar. Cinayet işleyen birinin şahitten kaçması, yani yalnızlığa talip olmasından daha tabii ne olabilir?

Yazmakla, kapatıldığın hücredeki duvara bir çentik atmış oluyorsun. Hepimiz bedenimizde, ruhumuzda, kavrayışımızda, düşüncemizde ya da hissiyatımızda bir biçimde mahpusuz. Hücrenin duvarları zamanla açılıyor, genleşiyor veya daralabiliyor, bungunluk ya da ferahlık zaman zaman yer değiştiriyor. Ama bütün bunlar bizi hücreden çıkarmaya yetmiyor; zindanı terk edeceğimiz âna kadar hücredeyiz. Yazmakla hücrende senden bir iz, bir işaret bırakıyorsun. Yazarak, dönüş yolunu bilmeden birdenbire atıldığın ormanda sağa-sola işaretler bırakma pratikliğini akıl etmiş oluyorsun. Yazarken kıtal pahasına sırrını serişte ediyorsun, senden bir karakutu bırakıyorsun. Kırmayı, anlamayı bilene..

Yazılan hikayeler kadar, onları yazanların hikayelerine de oldum olası merak duydum, ve her defasında, bir hikaye anlatma hevesine düşen herkesin bu hevesi içinde biriktirecek başka öykülerden geldiğine şahit oldum. Öyküleri olmasa olmaz mıydı? Samimiyet arayışı, yazarı da okuyucusunu da burada tutsak bırakıyor. Savaşta hasmının üzerine yürüyen askerin gözlerindeki karalığı anlatan yazarın da gözlerinin altında –hiç olmazsa- birkaç torbacık görmeyi umuyoruz sözgelimi, salon hayatını betimleyecek olan yazarın papyonlu oluşu fotoğrafı tamamlıyor. Hayatı aleladeliklerin avucunda, etrafındakilerde merak uyandıracak pırıltılardan uzak olanlar ne yazacaklar peki? Onları yazmaktan mahrum mu edeceğiz?

Baudelaire, Kötülük Çiçekleri için yazdığı önsöz taslaklarından birinde yaklaşık olarak şunları söylüyor: “Şiir ülkesinin geniş ve çiçekli bahçesinde bana gelene kadar büyük ozanlar, şairler her tarafı sahiplenmiş, parsellemişlerdi. Bütün güzellikler bitmişti. Bana sadece çalı-çırpı, sevimsiz otlar kalıyordu. Ben de onları sahiplenmeye, onlardaki ilginçlikleri keşfetmeye karar verdim. ‘Kötülük Çiçekleri’ böyle doğdu.”

Anlatılması umulan, hikaye edilişi herkeste zevk uyandıran harcıalem öykülerin, eski ya da modern masalların verasında basitliklerin güzelliğine eğilmek, ayrıntılardan yepyeni maceralar çıkarmak, bir rastlantıya gülümsemek, bir sokaktan geçerken ürpermek, ağaçların yapraklarını ezberlemek, otobüse bilet atmak, güneşli günlerde dışarı çıkarken tebessümü yanına almak, selam vermek, bir kediyle dalga geçmek, bir çocuğu sevmek, kendi kendine söylenmek, birine kendini anlatmak, birinde kendini anlamak, pire için yorgan yakmak, yorgan hatrına pireye sessiz kalmak, kalabalığa karışmak, günlerin arasından süzülmek, birini beklemek, susmak, sonra susmak bilmemek, yola düşmek, sonra yoldan çıkmak, derken yolu bulmak ve nihayet yolda kalmak..

Gerçek hikaye aslında burada başlıyor.



Atlar beni hep sarhoş eder, onların asaletine hayranım. Kelimeler de öyle, öyleydi, öyle olasıydı. Beynimden dilime kulvarlar boşaltan kelimelerin hızını atlara yakıştırmaktan hiç gocunmadım, bununla iftihar edilebilirse de etmeyi isteyebilirim. Ne ki, sade dilim değil, beynim de bu kuraklıktan nasiplendi, bu yağmursuzluk onu sünger gibi kuruttu, büzüştürdü. Kelimelerimin ufala ufala kişniş şekeri gibi bir hal alışı beni uzun zaman ürkütmedi. Kelimelerdeki tutukluğu hep tetiğin tutukluğuna benzettim, arkadaki mekanizmaya olan güvenimi uzun zaman kavi tuttum, bu geçici durağanlığı mevsimin darlığına, havanın kapalılığına hamlettim, bunu da bir teselli gibi değil, kabzayı tutan elden başkasının meselenin iç yüzünü hakkıyla bilemeyeceği bilgisinin verdiği sağlamlıkla, rahatlıkla, itiraf edeyim biraz da keyifle yaptım. Keyifle yaptım diyorum; çünkü anlaşılmamanın, tarifi zor, modasız bir cazibesi var.

Ancak belki ilk defa bu tutukluk beni korkutuyor. Kendimi “herkesin içtiği su”dan içmeye mecburmuşum gibi hissedeceğim günler daha bir yaklaştı da ondan mı? Öyle veya böyle.. Tutukluğu aşmanın yolu tetiğe asılmaktan geçiyor. Namlunun ucunda kim olduğuna bakmaksızın, tetiğe asılmaktan..

“Şiir şerh edilmez” derler. Bunu söyleyenler şerh edilme gayretkeşliğiyle yaklaşılan şiire yazık edilmiş olunacağı ikazını yapmayı da ihmal etmiyorlar. Mesela şöyle: Kesilip kenara bırakılan bir elma seni hiç düşündürdü mü? Kabuğundan kurtulan elma çok geçmeden sarılığa tutuluyor. Elmayı hüviyetiyle bir arada tutan kabuğu, aynı zamanda sırrını faş etmesi önündeki tek engel. Bu engelin ortadan kalkmasıyla elma kendini koyuveriyor. Kabuğumuzun alınması durumunda göstereceğimiz hassasiyetin elmalarınkinden az olmadığının farkındayım. Ancak bunu anlaşılabilir buluyorum. Çünkü bu, yani anlaşılmamaya duyulan arzu, herkeste bilkuvve ya da bilfiil, mevcut. Yalnız şu var: Kimileri bu arzuyu belli bir mesafede tutarak onu cazibelerinin bir parçası haline getirme hünerini gösteriyorlar. Kimileriye o belli-belirsiz sınırı göremiyor, sevimliliğin çekilmezliğe döndüğü yeri kestiremiyorlar.

Bu yüzden ‘anlaşılmama’ halini –maksadın bizzat kendisi haline gelmediği takdirde- zararlı bulmuyorum. Etrafındakilere bir şeyler söylerken onların bakışlarındaki boşluğu kendi cebine atıp bunun keyfine sahip çıkmak değil, anlatılanın anlaşılabildiği kadarından karşıdakilerin ceplerine girenle mutlu olmak.. Bunun ötesinde, anlaşılamayan kısma dair bir iç huzursuzluk duymayı makul buluyorum, ancak bunun tetikleyeceği sataşmaları da umursamıyorum. Niyetimi halis tuttuğum müddetçe, yani gerçekten anlatma gayesiyle konuştuktan sonra anlaşılamamak, ve bu yüzden de anlatma isteğinde olmamakla itham edilmek.. Bunu işte, önemsemiyorum. Bu durumdaki kişinin, karşısındakilere ‘antenlerini açmalarını’ tavsiye etmesi ise sadece hakkı değil, zorunluluğu. Diğer türlüsü zaten anlatmak istediklerine saygısızlık olurdu.

Saygımı koruyacağım, ve sadece anlaşılmazlığın değil, anlaşılabilirliğin de anlatılmak istenenlerin kıvamını bozmasına müsaade etmemeye çalışacağım. Yazının avantajı da bu zaten, anlamların iç içe girdiği karmakarışık bir yumağı orta yere bir karakutu, bir bomba gibi bırakıp gitmek.. İpin ucunu bulduktan sonra yumak çözülmeye başlayacak, ve belki çözdükçe daha çok karışacak, dolanacak, kördüğüm olacak.. Yumağa hevesle el atan için bu pek de iç açıcı olmayacak tabii, ancak yumağın icabına bakmaya, öyle veya böyle çözmeye niyetleneni caydırmaya da yetmeyecek. Beni asıl düşündüren, yumak çözüldüğünde ne olacağı. Bir taraftan sökülen ipler diğer tarafta yeniden bir yumak oluşturursa ne olur? Bunu kestirmekte zorlanıyorum



ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:29 pm

Sen…….Aşk…..Ben

ZERO

İnsan kendinden başkasını çok sever mi ? Aşk, öyle birşey ki sevdirir. Hayatta bir çizgi vardır çizginin sag tarafı mutluluk sol tarafı hüzündür. İnsanlar genelde çizgidirler, duygularını dengeler. Ne hüzün ne mutluluk ? Eger kendinden çok sevdigin biri varsa o sana dengeni şaşırtır. Çok mutlu oldugun an, bir anda çok mutsuzda olabilirsin. İşte sevgi böyle birşeydir. Dünyada iki kelimeyle cenneti, küçük bir kırgınlıkla cehennemi yaşatır. Ama ne kadar küs olsan da, kızgın olsanda, onun var oldugunu, senin oldugunu bildigin sürece en mutlu sensindir. Sadece gururun bu gerçegi o anlarda saklar, ama bu hep böyledir. Onu gördügün an kendini unutursun. Tek düşündügün tek hissettigin onu çok sevdiğin, onsuz yaşayamıyacağındır. Elini Tuttugunda dünya yıkılsa sana zarar gelmiyecekmiş gibi hissedersin. Bilirsin ki oda seni, senin sevdigin kadar seviyordur. İki seven kalp, aşkın verdigi sıcaklık ve sahiplik hissi… Bunlar eritir seni. Ve bununla beraber aşkın getirdigi diger müthiş duygular. Benim için aşk birde insanın yaşamı boyunca en güzel gördügü rüyadır. İşte sen benim için böyle bişeysin.

Gözlerine baktıgımda kendimi buldugum, ellerini tuttugumda dünyadan koptuğum….. Hergünün tamamında aklımı işgal eden, kalbimi hiç bir atışında yalnız bırakmayan, hayallerimin tamamını kaplayan mükemmel birisisin. İyi ki varsın. Seni Seviyorum Aşkım…




ZERO (( GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:30 pm

Özlem üzerine..................

ZERO

Sevgilim

Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.



ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:32 pm

Karşılıksız aşk .....................


zero


Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.

Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim.

Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın.

Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.

MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL...



ZERO((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:33 pm

İhanet üzerine..............

ZERO


Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?

Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım.

Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım.

Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım


zero ((gökhan ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:35 pm

Nazlı sevgiliye.................

ZERO

Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor.

Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor.

Beklenmedik bir zamanda, umulmadık bir yerde ansızın karşıma çıkıyorsun, gözlerimiz karşılaşınca yüzünü çeviriyorsun. Benim yanaklarım alev alev..senin dudakların nar çiçeği.. bir rüzgar esiyor aramızdan görmezden geliyorsun. En yaşanacak zamanda saatler boşa akıyor, çileler sarıyorsun.

Sevgilim, benim nazlı sevgilim.. Neden bu cefa ? Neden susuyorsun? Aramızda niçin bu kadar insan, neden bu kadar engel koyuyorsun ? Sevgilim her şey bahane.. bütün söylediklerin.. Kelebek kanadı kadar ince, yağmur damlası kadar temiz bir aşk bu.. Korkmana, kaçmana gerek yok.

Sevgilim, biliyorum sen de seviyorsun beni, itiraf etmiyorsun



ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:36 pm

AH ULAN AŞKKK.........................
zero


Biliyorsun,gayem sana zarar vermek,seni incitmek,kırıp dökmek değildi.Yılar yılı açı çekmiştim, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın.Acına,yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine,ömrümü ömrüne katip seni mutlu edecektim

Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip ,bu sevgiyi yaşamanı istemiştim Yüreğim tahtı da tacı da sana vermişti. Yalnız seni istiyordu.Yüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ettin. Çok sevilmek bu kadar kötü müydü?Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?

Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da,kocaman bir iğrenç oyu oynamışsın. Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmişsin .Gözüm kapalı hayatimi ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım.Yasini seni kazanacaktım,ya da kendimden ya geçecektim .
Hem seni kaybettim ,hem de kendimden vazgeçecektim. Var miydi böyle kimsesiz darmadağın olmak biçare kalmak ,var miydi?

Keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi.

Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla... sevmek ölümüne cesaret, buzdan değil ateşten yürek ister. Adı üzerinde sevdaydı bendeki, zorda sevdayı büyütmek kolay değildi elbet. Bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin, yine de bu kadar sevilemezdin. Hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz.

Beni kırgınlıklarla çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen ‘’ keşke’’ lerle bıraktın. Bana onca acı verdin ama yüreğim düşman olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor.

Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Sevdan beni divane etti, beni asileştirdi, kendime sözüm geçmiyor artık. Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk açım değil ama en büyük açımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor canımı acıtıyor. Sen yüreğimde bir hasret en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın. Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın. Yüreğimin sarayından seni kovmuyor, tacı da tahtı da sensiz bırakmıyor.


ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:38 pm

Eski Aşka...............



Hiç inanmamıştım aşkım, hem de hiçbir zaman inanmamıştım. Beni kendime düşman edip kalbimin bir yarsını söküp alıp gideceğine... Benden başka herkes biliyordu oysa, senin günün birinde beni yarı yolda bırakıp gideceğini. Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin.

Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. . Nefes alamiyorum. . . Ebru Gündeş’i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum.. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi?Ne için yaşayacağım ki!

Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor.

Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara “Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın...”


ZERO
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:39 pm

ESKI ASKIM'A ....................................

Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış, yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi.

Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi. Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”

Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.

Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim .

Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum.

Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.

Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin .

Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla.....




Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!

Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor...

Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN...

Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin...

Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum...

ZERO ((GÖKHAN))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:40 pm

Özlem üzerine...............

Sevgilim

Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.


ZERO ((GÖKHAN))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:41 pm

BİR GÜN BİR MEKTUP YAZDIM VE HAYATIM DEĞİŞTİ



Sen o yıllarda kadere inanırmıydın bilmem... Ama ben inanmazdım...Hayatımıza kendi irademizle yön verdiğimizi,her şeyin bir nedeninin ve açıklamasının olduğunu ve seçimlerimizle yollarımızı kendimizin çizdiğini sanırdım...Tesadüflerin ve kesişmelerin birbirine görünmez iplerle bağlı olduğunu,anlaşılmaz bir sırrın büyüsüyle ömrümüze onların şekil verdiğini bilmezdim...sonra bir gün bir mektup yazdım ve kaderimle tanıştım...O yıllarda o mektubu neden yazdığımı ve niçin bir başkasına değil de sana yazdığımı açıklayamazdım...Aradan geçen onca yıldan sonra şimdi geriye dönüp baktığımda,hayatımı değiştiren o mektubu bana yazdıran şeyin kader denen o tuhaf, o anlaşılmaz, o karşı konulmaz gizemden başka bir şey olmadığının farkına varıyorum...Ve sessizce tanrıya gülümsüyorum...

Bir gün bir mektup yazdım sana... yüzünü değil,yalnızca sözlerini bilirdim o zamanlar...mektupda değildi aslında...O gri şehirde gözlerimi kapatıp daldığım uykularda rüşalarıma giren çocukluğumun o kırık dökük birkaç anısıydı gönderdiğim...Bir güvercinin ayağındaydı o mektup...Adresini onun kulağına fısıldayan,kaderin o açıklanamaz mucizesinden başka bir şey değildi...Öyle derin bir umutsuzlukla bağlıydımki hayata, o güvercini bir daha asla geri dönmeyecek sanıyordum...Çocukluğuma dair o kırık dökük anıların senin kaderinle buluşacağını o zamanlar bilmiyordum...

Günler sonra aynı güvercin yeniden kondu pencereme...Ayağında bir mektup bağlıydı...Yüzünü görmediğim ama sözlerini bildiğim o sevgili yüreğinden geliyordu mektup...O zarfın içinde kaderim gizliydi...O zarfın içinde şimdi sessizce gülümsediğim tanrının mucizesi gizliydi...

Duygularımı paylaşabildiğim sizler iyi ki yanımdasınız… Ve ne olursa olsun
biliyorum ki her zaman yanımda olacaksınız…..

Yine yazıyorum özgürce, özgür olduğum tek şeyde. Bir de ağlıyorum ağlayabildiğim
bir yerde, ağlayabileceğimi hissedince!!! Bazen de gülüyorum ,elimden
geldiğince, becerebildiğimce. “Sen ne yapıyorsun” demiyorum. “İyiyim” diyorsun
ben susuyorum.
Sen soruyorsun “sen ne yapıyorsun”, “ben mi diyorum?, “Evet” diyorsun. Senin
kadar olmasa da çok şey yapıyorum. Siyah ol diyorlar, siyah oluyorum. Ak ol
diyorlar, ak oluveriyorum. Gül diyorlar, gülüyorum... Ağlama diyorlar susuyorum.
Vazgeç diyorlar VAZGEÇİYORUM her şeyden. Sevdiğimden de, sevmediğimden de…!
Bırak diyorlar, bırakıyorum bütün ipleri, hayalleri.

Seni düşünüyorum umarsızca, hayallerim suya düşüyor su kalıyor kuyuda. Hepsi bir
kenara hayalleri kurtarayım diyorum. “Bırak oda kalsın” diyorlar. Bırakıyorum
oda kalıyor. “Yak” diyorlar, yakıyorum. Bir kibrit çakıyorum her şeye. Aya,
yıldıza, buluta… Sonra kendime…! Ay sönüyor toprağa düşüyor, yıldız kül kül
olmuş savruluyor, bulut duman duman dağılıyor. Bense köz köz çırpınıyor. Hepsini
geçtim bari ben diyorum. “Yak oda bitsin” diyorlar. Yakıyorum, ben de bitiyorum.
Aslında çok şey yapıyorum. Yapamadıklarımın dışında çok şey. Kendim olmadan çok
şey. Senin kadar olmasa da çok şey. Bak yine birseyler tükendi icimde..
TÜKENİYORUM ELİMDE OLMADAN, YAVAŞ YAVAŞ…

Bir sen varsın “öl” demeyen. “Günaydın” diyorsun “günaydın” diyorum. “Güneşin
ışığından aldığın ışıltıyla aç gözlerini” diyorsun, gülüyorum. “Ayın ışığından
kalan mahmurlukla başla güne” diyorsun, durgunlaşıyorum. “Önce dik dur, dik dur
ki günün de, ömrün de dik geçsin” diyorsun, güçleniyorum. Sonra ağlıyorum; “Ağla
rahatlarsın” diyorsun, susuyorum. “Şimdi anlat” diyorsun. Anlatıyorum. “Haklısın
ama alacaklı değilsin” diyorsun, kızıyorum.

“Hayat bu, ama ben varım” diyorsun. Susuyorum. “Dost” diyorsun, “dost” diyorum.
“Çalınacak kapı mı var ben zaten buradayım” diyorsun, “BİLİYORUM” diyorum.

Ve ben daha konuşmayı öğrenmeden sana duygularımı anlatmaya çalışıyorum….


.....Bazı duygular vardır anlatılamaz , anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar ; Sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...

.....Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz. Sevmek Çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya ****ürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın.

.....Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni , başka yüzlerde , başka ellerde aradım. Aldandım , fakat bir gün seni bulmak ümidini kaybetmedim . Nasıl olsa gelecektin bir gün. Ve işte geldin de ! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya , bilmediğim kederleri öğretmeye geldin .

.....Acıdan yana ne almışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana . Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim. Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık . Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma . Coşkun ırmaklar gibi , amansız seller gibi geldin ,mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. işte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım .

.....Er geç gideceksin ; beni anlayamadan , beni sevemeden gideceksin . Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden , tesellisiz bir hüzün kalacak .Yıllardır aradığım sendin , ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım . Gelmeyecek bile olsan , ömrümün sonuna kadar arardım seni .Ama geldin bir kere ;ister bilerek gelmiş ol , ister bilmeden ...

.....Geldin ya ! Şimdi her şey güzel seninle . Yürümenin konuşmanın , nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya her şey bambaşka gözlerimde...


ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:43 pm

SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM, SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA . . .


Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek.Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütünvarlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.

Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orad****ıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.

Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.

Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.

Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.

Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.

Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek




ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:44 pm

DUYGULAR ...........


duygularımı en ince detaylarıyla anlatmak istiyorum,okadar acı ve hüsranla doluki kalbim
bir türlü kaleme alıpta yazamıyorum en başta seni yazmak istiyorum sayfalar dolusu; ister bir sayfa tutsun ister yüz
seni yazmak istiyorum...sonra ikimizinde kandığı o aptalca aşkı...nefret ve kinle dolup taşan o aşkı yazmak istiyorum,

ve sonra terk edilişleri...günler geçipte sen gelmeyince işte o zaman bütün her yanımı sisler kaplıyordu,ne seni görüyordum nede çevremdekileri...
işte her zaman böyle yazmak istiyorum,sayfalarca ve saatlerce hep seni canım,
ama şimdi şu anda yazmak şöyle dursun onları görmek bile istemiyorum isteksizce yazılan şu duygularım inan gerçekler değil canım....

ruhum ve benliğim bunların hiçbirisini arzulamıyor,hepsi hepsi daima seni arzuluyor..
sonra tekrar seni yazmak istiyorum sayfalara senin hayatını senin yaşamını ve senin için güzel olanı
benim için acı ve hayal kırıklığı..o muhteşem evliliği yazmak istiyorum;ben bunca zamandır hep ayaklar altına aldım o güzelim duyguları
sonra kaybolan bir evlilik ve çocuklar işte böyle oldu duygularım...

aşkı sevgiyi unuttu artık kalbim zaman geçmek bilmiyor, bu acı duyguların içinde kapkaranlık oluyordu duygular.sevgiyi barışı unutuyordu o zaman...
kin nefret herşey böyle oluyordu canım,duygularımı böyle anlatmak istemezdim sana..güzeli en güzeli yazmak isterdim sayfalara
inan ömrüm yetmez duygularımı anlatmaya kağıtlara dökmeyesayfalara sığdırmaya...



ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:45 pm

ELVEDA BITANEM



Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:

“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi....” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.

Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.

“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.

Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”

Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”

“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.

Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?

Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”

Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”

Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”

Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”

Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”

Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.

“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”

Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”

Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”

Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”

Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.

Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.

Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.

Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.

Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.

Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7 de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”

evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....

Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.

Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”

Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............

Birkaç ay sonra...

Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....

- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”



ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:45 pm

Papatyam.. .........

Sana olan sevgim öyle bir yangın ki ...Yıllardır kopan fırtınalar onu sadece körükledi...Her zaman sevginle yeniden inşa ettim külden yerleri...Dudaklarınla tekrar yaktım o dingin yerleri..
Sana olan sevgim öyle yeşil ki ...Uçsuz bucaksız...Her yağmurda çamura bulanan o yeşil güneşinle kuruyup benzendi yeni renklere...
Sana olan sevgim öyle bir okyanus ki...İçinde bir damla olamadı kimse..Tüm okyanus senin yağmurlarınla büyüdü;derinleşti..Öyle bir okyanus ki ;sen varsın her damlasında..
Sana olan sevgim öyle bir ışık ki....Güneşi aratmıyor gecelerime...Apaydınlık kör karanlık bile seninle..
Belki büyük sevgin bunların nedeni...Belki yalansız sadakatin...
Vurdum duymazlığın,asiliğin,sertliğinin ardındaki o sıcacık yüreğin...
Düşünüyor musun bilmiyorum geçmişi benim kadar...İlk ellerimizin kenetlenmesi,ilk öpüşün,ilk bakışın...Hep vardın sanki...Hep sendin...Herkeste senden bir parça vardı..Ne kadar aptalmışım halbuki...Kimse sen olamaz ki...
Kimselerin görmediği;benim bile sadece hissettiğim;dokunmadığım,göremediğim,duyamad ığım o eşsiz yüreğin...
Dilinden çıkan,yüzünden geçen,satırlara döktüğün her ne olursa olsun;biliyorum ki SEN HEP VARSIN,HEP OLACAKSIN o eşsiz yüreğinle...İyi ki bensin;iyi ki senim...İyi ki benimsin;iyi ki seninim...İyi ki varsın papatyam



Vakit, gecenin sonsuz karanlığına bürünmüş. Binbir sıkıntı sarmış benliğimi. Bir yudum su diye inleyen hasta gibi muhtacım seninle konuşmaya. Nerdesin? Uyur musun şimdi? Arasam, bir sıcacık merhabana ihtiyacım var desem; ne dersin? Kızar mısın düşüncesini aklımdan geçirmek istemiyorum.Çünkü dostumsun diye biliyorum.Elbette arayacaksın, dediğini duyar gibi oluyorum.
İçimi acabalar sardığında senin sevgi dolu gözlerini görebilsem nasıl rahatlayacağım, ama yoksun. Varlığınla beni nasıl sarıyorsun, bir bilsen. Maddeden ötesin. Hani pamuk şekeri vardır, yediğin an tadı damaklarına yayılır ama anında yok olur. Sen sakın yok olma, sevgi tadında yaşa. Beni ben yapan her ne varsa, sende de bunları gördüğüm için mi bu kadar bendesin? Bence sen, varlığındaki değerlerle sensin, bence sen ruhuma uzattığın kementle varsın. Acımdasın, sevincimde, gözyaşımda, uzanan elimin sıcaklığındasın. Uzaktayken nasıl yanımda olabiliyorsun?
Mutluluktan uçacakken seni aramak ve sevincimi paylaşmak istiyorum. Acımda ben seni arayamıyorum, yalnızlığın kalın kabuğuna çekilmek ve unutmak istiyorum dünyayı, insanları. Ama sen... sen bırakmıyorsun. O derin dehlizde karanlıklar içinde bir ışık var, o ışığa doğru bilinmez bir neden çekiyor beni. Gözyaşlarım çiçek oluyor yüzümde ışıkla. Ve ellerimde çiçeklerle çıktığımda karşımda seni buluyorum. Kimsin sen?



ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:47 pm

SEVGİYE DAİR


Ey Güzel İnsan!
Sessiz sevdaların bitiremediği, sözcüklerin ifade edemediği, bahar aylarının
varlığını kıskandığı...
Sen... Sen içimin ince büyük derin sızısı..! Seni Seviyorum...
"Seni seviyorum" derken eriyorum, her eriyişimde bir kez daha "seni seviyorum" diyorum.
Hepsi bu; "Seni seviyorum"...
SEVGİNE İHTİYACIM VAR, bana yaklaşan durağanlaşmış beyninde ki düşüncelerin nokta
bitişlerine. Uzaklarda olduğumu düşlediğinde, senden bir nebze uzaklaşmadan, senli
dünlerde ayakta kalma çabalarıma inanmana, parmak uçlarımda ki hislerimden,
acılarına sebebiyet verenlere olan nefretimin büyümesine olan engelleme çabalarına
sahip çıkamayan beynimin, aslında kendine verdiği sızılardan vazgeçme gayretleriyle
cebelleşip duruyorken, bakışlarındaki ışığa ihtiyacım var. Benliğimde bastırdığım
sana olan vazgeçilmez hislerimi beyninde açığa çıkarma duygularımın, yüreğimdeki
fırtınanın dinmediğini, cümlelerimin arasına sıkıştırılmış göğsümün o ince
sızısından, göğsünün sol yarısına akan hislerimi anlamana ihtiyacım var. "Seni
sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?" cümlesinin
dudaklarından çıkarken "hayır" diye anlamsız bir cümle kurup sesindeki sevgiyi
defalarca duymak isteyen "ben" in sana ihtiyacı var. Yanan kalemime dokunmadan
sevdalı kalemimin ucundan dökülen yazıların sana ait olduğunu bilmene ihtiyacım var.
"Sen"i kaybetmekten her adımda korkan benim sevdanı bilmeye ihtiyacı var...
Ağla! Ben de ağlarım, göz yaşlarım özlemine az kalır, buralarda nem var! Nem varsa
sende kalır daha çağırırken beni anı bile kalmaya tenezzül etmeyen o dağ
dorukları... Sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları... Ağla sömürgem...
Belki dönemem; oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır, kış yanar, düş
üşür yüreğimde... Ağlarım göz yaşlarım yine beyaz kalır.
Bir tür gurur bu... Bir gün nasılsa ve hiç olmadık bir anda alınıp kopartılmadan,
kendi ellerimizle onu yok etmek bizim gibilerin mutluluğuna tahammül edemeyen bu
hayata bu hayatın zorba kurallarına bir tür baş kaldırış...
Yağmur yağacak az sonra, hep ağlamaklı olurum yağmur yağdığında. Yüreğim üşür,
gözlerim üşür, içimdeki kuşlar uçar gider...



ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:47 pm

Yokluğunu Hissettiğim Aşkım'a .................


Artık yapayalnızm,bi sevgilim var ama ben yalnızım. Bunu söylemek ve ebediyen susmsk istiyorum. Konuştukça, susmak istedikçe, sevdikçe, özledikçe ve ne kötü ki YAŞADIKÇA içim acıyor!!! Öyle bir duygu ki... Bedenimle ruhum arasında beni kahreden çelişkiler içerisindeyim. Düşünmekle düşünmemek, susmakla susmamak, bakmakla bakmamak, sevmekle sevmemek, ağlamakla aglamamak ve YAŞAMAKLA YAŞAMAMAK...... Kimsenin beni sevmesini ve bana gerektiği için SENİ SEVİYORUM demesini istemiyorum. Çünkü ben öğrendim bi kere sevmenin verdiği o dayanılmaz acıyı... sevmemeye ve bir daha asla böyle kırılmamaya yemin ettim! Ben insanları sevsemde belli etmicem artık. Çünkü; maskelerini, sırlarını, kendilerine oynadıkları budala oyunlarını ,hırslarını, yalanlarını hiç birini istemiyorum. Bir kez sevdim ben, hemde çok sevdim. o aralar karamsar ve içime kapanıktım. Ama çok sevdim o YALANCIYI... Sadece onu severdim, yalancı olmasına rağmen, beni üzmesine rağmen... Ellerimden tutardı o, üşürken içimi ısıtırdı gülüşü. Beni öperdi, koklardı, severdi. Ama sonra sevmemeye başladı. Nasıl oldugunu bilmiyorum ama hissediyordum. Hiç davranmadığı gibi davrandı, hiç bakmadığı gibi baktı. belliki istemiyordu artık beni. Sonra....... Sonra gitti sessizce... Birdaha hiç dönmedi. Giderken ağladım..! Elimi tuttu, gülümsedi son kez ve ağladı oda. O gündür kimse tutmadı ellerimi, giderken ellerimide götürmüştü çünkü. Birdaha hiç geri alamadım ellerimi de, kalbimi de, göz yaşlarımı da... Gittiğinden beri hiç durmadı gözlerimden akan yaşlar, giderken içimde açtığı yara hiiiiç geçmedi.... NORMALDE YANIMDA OLUPTA; YOKLUĞUNU HİSSETTİĞİM AŞKIMA... ELLERİMİ ve KALBİMİ geri istiyorum BEBİŞİM!!! AĞLAMAKTAN YORULDUM ÇÜNKÜ.... ...............................




ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZeRo



Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 03/11/08

MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   Perş. Kas. 06, 2008 9:49 pm

Ben artık gitmeliyim .......................
Beni tanımıyorsun
hiç olmayan biriyim senin için,
ama benimle konuşuyorsun.

Uzak bir şehirdeyim senin için
sisli ve yalnız bir şehir...
Düşlerine benziyorum,
aklına uğradığımda şaşırıyorsun
Ne
hazin bir sevdanın kahramanı
Ne
sukunla büyüyen bir umudum ben...

Şehirler; anlatıyorum sana
hiç tanımadığın benim gibi
duvarlarında ismin olan şehirler...

Ve
şiirler bırakıyorum baş ucuna
uyandığında bulasın diye
uyanıyorsun....
Ne farkediyor...

Bazı bazı geçiyorum limandan
marazlı bir geminin güvertesinde,
elimde
yağmur yıldızları bazen
bazen fırtına kuşları,
gözlerinin önünden geçiyorum yani
ellerinin arasından...
Bakıyorum ama göremiyorsun....

Nedense
hep uyurken buluyorum seni,
saçların yastığında uyukluyor
suçlanıyorum,
aldatıyorum seni,
yalanlar söylüyorum koca koca
sarılıp sığınıp rüyalarına.

Uzaktasın,
uyumaktasın,
ellerin başının altında,
yorgun,
yapayalnız,
iç geçiriyorsun uysal bir kedi gibi yalnızlığa,
bardaktan boşanırcasına aşk yağıyor sokaklara
duymuyorsun,
uyuyorsun...

Bilmem hiç özlemez misin beni,
hiç takılmazmıyım aklına,
uyandığında
hani bakarsın olur ya,
bir gül koysam başucuna...

Ellerini merak ediyorum en çok,
narin ve umarsız,
sessizler,
yıldızlar gibi,
yağmayı unutan yağmurlar gibi,
kendi kendilerini ıslatıyorlar..
Ellerin yani sevdam, ellerime hiç yüz vermiyorlar.

Nerede başladı,
hikaye kahramanı kim?..
Nerede ışıl ışıl parlayan gözlerin?..

Anlamıyorsun,
ya da anlatamıyorum sana...
Böyle sahte bir dünya,
ben yalancı mesihim...
Kalsın bu söz burada,
ben artık gitmeliyim........


ZERO ((GÖKHAN ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İŞTE AŞK BUDURR   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İŞTE AŞK BUDURR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Orkidemce ,Seslisohpet,sesli muhabbet,sesli chat :: ORKIDEMCE :: SOHBET :: SIIR-
Buraya geçin: